25 Mayıs 2011 Çarşamba

DÜZEN PARTİLERİ VE SÖYLEMLERİ -AKP-

    12 haziran genel seçimleri öncesi öyle bir gidişat hakim ki ülkede parti liderlerinden almış olduğum tek mesaj şu "iktidara götürecek seçimde her yol mübahtır"... Bu sonuca nerden vardığımı sizlerle paylaşmak isterim.Gelin öncelikle İktidar partisinden başlayalım..
    Burada Akp'nin tarihinden bahsetmek yersiz olur. Çünkü bu partinin hangi evrelerden geçtiğini az çok biliyoruz. Asıl anlatmak istediğim başlıklar Akp'yi bulunduğu konuma yükselten en önemli sorunlardan biri  Başbakan R.Tayyip Erdoğan'ın "Kürtlerin Sorunu benim sorunumdur" çıkışıyla sahiplendiği Kürt sorunu. Bu sorunu ben çözerim diyerek işe koyulan Akp "Demokratik Açılım" başlığı altında birtakım adımlara imza attı. Somut adımlardan ziyade bu açılımla beraber halk arasında bu sorunun konuşulmasına, halkların biribirini tanımasına ve de Kürtlerin devlet düzeyinde tanınmasına yol açtığı için ve bu açılım projesiyle Kürt halkının oylarına da talip olan bir Akpnin daha da güçlü bir parti olacağını düşünmekteydim. Ancak beklenen olmadı. Başbakan R.Tayyip Erdoğan Kürtlerin tam olarak ne istediklerini anlayamadı.Bu yüzden de "Ya sev ya terket" söylemiyle hem açılıma büyük bir darbe vurdu hem de kendisini destekleyen Kürt halkına ...Başbakan yapılanları yeterli görüp daha ne istiyorsunuz söylemlerine başladı.Şu an gelinen noktaya baktığımızda ise Başbakan daha vahim bir olan "Kürt sorunu artık yoktur Kürt kardeşimin sorunu vardır" açıklaması ile işi çıkmaza soktu. Ve bakın bugün Başbakan gittiği Kürt Şehirlerinde kapalı kepenklerle karşılanır oldu artık. Bu halktan destek aldığında Pkk'yı konuşmayıp, tepki gördüğünde sözkonusu olayı Pkk'ye yüklemek yine Akp hükümetinin çaresizliğinin belirtileridir. Seçimlere kısa bir süre kala hala Demokratikleşme yolunda önemli bir vaadde bulunmaması da büyük bir kayıptır ülke için. Referandumda bahsettiği "Sivil Anayasa" vaadini seçim kozu olarak kullanmasını beklediğimiz Akp Sivil anayasadan bahsetmez oldu. Sadece Akp olsa neyse diğer partilerin de bu konuyu tartışmaya açmaması ise bir hayli düşündürücü..
     Hadi sivil anayasadan da geçtim.İleri demokrasiye geçiş lafını her fırsatta kullanan Akp hükümetinin hiçbir demokratik söylemde bulunmadığı yetmezmiş gibi birde Chp'nin bu tarz söylemlerini eleştirmesi ise kendisiyle çeliştiğinin resmidir. Chp lideri Kemal Kılıçdaroğlu bakın Hakkari mitinginde ne dedi; "Yine evrensel kurallar diyoruz. Yerel yönetimleri, Avrupa'da kabul edilen yerel yönetimler özerklik şartını aynen kabul edeceğiz. Böylece yerel yönetimlerin güçlenmesi, halka daha sağlıklı hizmet vermesi, sağlıklı gelirle kavuşması belediye Başkanları'nın Ankara'ya gidip para dilenmemesi gibi bütün onları savunacağız."... Evet madem gözümüzü Avrupa'ya diktik, madem artık ileri demokrasiden bahseder olduk o zaman bunun da hakkını verebilmeliyiz. Çıkıp meydanlara bakın ülkeyi bölmeye çalşıyorlar demek bir partiyi yerinde saymaya götürmekten başka bir sonuca varmaz.
    Son olarak Akp'nin bu söylemlerde bulunmasını sıkıntılı bir seçim dönemi yaşayan Mhp'den oy kapma isteğine bağlamaktayım. Ama asıl önemli olan seçim sonrası Akp'nin söylemlerinde nasıl bir değişiklik yaşanacağı sorusuna verilecek cevap olsa gerek. Bunu da görmek için çok az bir süre kaldı..

Not: Hakan Günday-Az romanını tavsiye ederim.. Bir alıntı: Öyle veya böyle herkesin bir ölümsüzlük planı vardı..!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder