18 Ocak 2012 Çarşamba

Özgürlük Sırtından Vurulmuş Yerde Yatıyor..

Sonsuzluğun gün ay ve yıl olarak dilimlere ayrıldğından bu yana 2007 yıl geçmişti.. Özgürlüğün bir kez daha insanlık tarafından sırtından vurulup yerde yattığı günlerden bir günü daha yaşadık 19 Ocak 2007'de.. Agos Gazetesi binasının önünde silahlı saldırıya uğramıştı Hrant Dink.. Neydi peki Hrant Dink'i bu kadar özel kılan.. Hrant Dink Türkiye'de bir gelişim içerisinde olan Sol siyasetinden etkilenen birisiydi. Hem Ermeni kimliğine sahip olması hem de sosyalistliğin gelişemediği ve sosyalist düşününürlerin ise ötekileştirildiği dönemde nasıl bir işe girişmiş olduğunu varın siz düşünün.. Farklı olmayı ve sürekli üretken bir çaba içerisinde olan Hrant Dink yaptıklarını somutlaştıracak bir adım atmış ve 5 Nisan 1996'da ilk sayısını yayınlayarak "Agos Gazetesin"in kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını yaptı. Hrant Dink daha sonra "Zaman" ve "Birgün" gazetelerinde de yazmaya devam etti. Peki Hrant Dink'in ülke siyaseti hakkında beklentileri neydi, ne yazardı?.. Öncelikle yazılarının ana teması ülke barışının sağlanması üzerine kuruluydu. Bunu kimlik siyaseti üzerinden yapmadan, düşüncelerini özgür ve cesur şekilde yazarak dillendirirdi. Ermeni kimliğine sahip olması da yaşadığı ülkede üzerine farklı bir sorumluluk yüklüyordu. "Ermeni sorunu" üzerine ise ABD'deki Ermeni Diasporasına önerileri vardı elbette. Olmalıydı da çünkü sorunun çözüm noktasında yer almak istiyordu sorunun bir parçası olmak değildi düşüncesi.. Ermeni Diasporasına bu sorun üzerine daha yumuşatıcı muhalefet yapma çağrısında bulunmuş "soykırım" gibi sert kelimelerin kullanılmasına karşı olduğunu belirtmişti. Ülkede yazdığı yazılar ile düşüncelerini söylemekten çekinmeyen Hrant Dink verdiği bir konferansta "Ben Türk değilim Türkiyeliyim ve Ermeniyim" açıklaması "Türklüğü aşağılamaktan" dolayı 3 yıl yargılanmasına sebebiyet vermişti. Ve bu yargılanma sonunda beraat etse de bu dava ülkenin demokratik bir yönetimden bir hayli uzakta olduğunu bir kez daha kanıtlamıştı. Reuters'a verdiği röportajda 1915'te bir olanların bir soykırım olduğunu belirten bir açıklama yaparak Ermeni Diasporasına yakın bir tutum sergilediği düşünülse de Ermeni Diasporasından farklı olarak bu olayların sorumlusunu Osmanlı Devleti'nde değil de Avrupa Ülkeleri olarak görüyordu. İşte böyle bir insandı Hrant Dink. 2007 yılındaki suikastın davası dün görüldü. Savcı tarafından "terör örgütü" kapsamında açılan davada savcı "örgüt kapsamında değerlendirilecek delilleri mahkemeye sunamadı. Dink ailesinin sunduğu deliller ise savcılık tarafından sahiplenilmedi. Mahkemece bu delillerin araştırılması için gerekli çaba göstermezken failler hakkında kararlarını açıkladı.. Dava sonucunda Hrant Dink'in bir kez daha öldürüldüğüne şahit olduk. Ve ne yazık ki yarın Hrant Dink'i kaybedişimizin yıldönümü.. Dava bu şekilde kapanmamalı ve bu suikastın arkasındakiler bulunulmalı. Adaletin kimseye adil davranmadığı bu ülkede şu döneme kadar "yaşasın adalet" diye tempo tutulmadı bundan sonra da buna şahit olacağımıza dair umudumun olmadığını belirtmek isterim.
Dipnot: Yazımın başlığı dinlediğim müzikten REDD-Özgürlük Sırtından Vurulmuş Yerde Yatıyor 18.01.2012 Çarşamba

1 yorum:

  1. Bu ülke yapılan herşeye karşılık padişahım çok yaşa demeye devam ettikçe bu gibi örnekler artmaya devam edecektir arkadaşım. Sahi ya taraf olmayan bertaraf olur değil mi?

    YanıtlaSil