28 Ocak 2012 Cumartesi

Toprağı Sıksan Kemikler fışkıracak...

Her fırsatta öve öve bitiremeyiz bu ülke topraklarının güzelliğini. Her fırsatta "Bir başkadır benim memleketim" türküsünü dillendiririz. Bu konuda haklıyız tabi ki. Ülkenin her yeri muazzam güzelliklere sahip. Yüce mevlam vermiş olduğu bu güzelliğe sahip çıkamadığımızdan mıdır nedir üzerinde durulması gereken binbir türlü hadiselerle karşı karşıya getiriyor.Bu kadar muazzam güzel bir ülkede yaşıyorsak gündemin her yarım saatte bir değişmesine alışmalıyız. Bakın son olarak "gündemde tutulmayan" bir vahşet daha gözler önüne serildi. Kültür Bakanlığının Diyarbakır-Suriçi'nde yapmış olduğu restorasyon çalışmaları sırasında "cesetlere" ulaşıldı. En son edinilen bilgi ceset sayısının 24' e ulaştığı yönünde. Dedik ya ülke toprakları o derece muazzam güzelliklere sahip ya bakın bu güzelliğin sonucu bu topraklardan kafatasların fışkırdığını da görmemize neden oldu. Dedik ya gündemi çok hızlı değişen bir ülkede bazı "vahşetler" arka planda kalabiliyor. Bunlardan birisi bu topraklardan fışkıran cesetler. Ne yazık ki daha öncede bu tip olaylarla karşılaşmıştık ve bir anda gündem dışı bırakmıştık. Hiç mi konuşulmuyor? diye soracak olursanız cevabım şudur elbette konuşuluyor. Fakat gereken önem verilmiyor. Bakın bu konu üzerine görüşü sorulan Akp milletvekili Oya Eronat'ın cevabına: Ne olduğunu bilmiyoruz. Her türlü sorun olabilir. Heyelan sonucunda oluşmuş bile olabilir". Fakat bununla beraber Akp Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu'nun açıklaması da şöyleydi: "Kemiklerin İstiklal Mahkemesi dönemine ait olduğunu düşünüyorum" dedi. Neden? Çünkü doksanlı yıllarda kıyafetlerle gömüyorlarmış cesetleri de ondan.! Hatta Başbakan'ın siyasi başdanışmanı olan Yalçın Akdoğan da şunu belirtmiş: "Evet kemiklerin 90'lı yıllara ait olduğunu sanmıyoruz. Kesin sonuç Adli Tıp'tan gelecek." Bu konu hakkında görüş belirtenler var ama bazı ciddi sorunlar üzerine yapay açıklamalar yaparak geçiştirmek can sıkıcı bir durum. Kazı sırasında bulunan kemiklerle ilgili adli tıp raporu geldikten sonra bu kemiklerin hangi yıla ait olduğunu göreceğiz. Hangi döneme ait olduğu şu bakımdan önemli eğer 90'lı yıllara aitse o dönem bölgede nasıl bir vahşet yoluna gidildiğini hepimiz birlikte bir kez daha öğreneceğiz. Eğer daha yakın bir döneme ait ise bunun arkasında kimlerin olduğu ve hangi amaçla yapıldığı açığa çıkartılmalıdır. Bugün "Cumartesi Anneleri" adı altında kayıp durumda olan evlatlarını, yakınlarını arama mücadelesi sürdüren evlat acısının yüreklerini yakıp durduğu Anneler her cumartesi bu mücadeleleri için eylem yapıyor. Tek istekleri kayıp durumdaki bu evlatlarının cesetleri bile olsa bulunması. Çünkü onlar evlatlarına mezarları başında dua edebilme, mezar taşlarına su dökebilme mücadelesi veriyor. Pek önemli görülmeyen bu vahşetin aslında bazı insanlar için ne kadar önemli olduğu umarım anlaşılmıştır. Bu olayı görmezden gelemeyiz. İşin siyasi kısmına girmiyorum. Çünkü ölümler üzerinden siyaset yapmayı hiçbir zaman doğru bulmadım. Hükümet partisi olmalarından ötürü Akp vekillerinin demeçlerine yer verdim. Bu durumdan rahatsız olan insan sayısı çok az. Topraklarımızdan kemikler fışkırıyor ama biz önemsemiyoruz. Kendimizi sorgulamamız gereken bir başka konu da bu olsa gerek.. 28/01/2012 Cumartesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder